Gemlik’te barış rüzgârları
31 Mart 2019 tarihinde gerçekleşen yerel seçimlerin ilk sonuçlarının alındığı andan itibaren Gemlik’te barış rüzgârları esiyor.
Aslında seçim çalışmaları yürütülürken de ılık bir meltem Gemlik’te hissedilir olmuştu.
O meltemin toplumu sarmasıyla söylemde de, eylemde de ayrıştırmayan, ötekileştirmeyen, kucaklayan bir takım kent yönetimini üstlendi.
Mehmet Uğur Sertaslan ve ekibi Gemlik’te sosyal belediyeciliği de, icracı belediyeciliği de halkla iç içe yaşama geçirecekler.
Atılan ilk adımlar geleceğin barışla örüleceğine dair önemli ipuçları veriyor.
Ve barış ve hoşgörü rüzgarları Trakya’dan başlayıp İstanbul üze rinden Yalova’yı, Gemlik’i ve Mudanya’yı içine alıp Bursa’da da etkisini hissettirip tüm Anadolu’ya dalga dalga yayılıyor.
Barış umuttur, sevgidir.
Barış hoşgörüdür, demokrasidir.
Barış emektir, haktır.
Barış huzurdur,
Barış mutluluktur, barış özgürlüktür…
Hasan Erkek. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Öğretim Üyesi.
“Yaşasın barış “diye bir oyun yazmış 2015 yılında…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ile çok sayıda amatör topluluk sahneye koymuş…
Yaşasın Barış’ta, birbirleriyle ürettiklerini paylaşarak dostça yaşayan koyun ülkesi ve buğday ülkesi sadece kendini düşünen bencil vezirin hain planlarıyla savaşa başlarlar. Koyun ülkesinin her şeyin farkında olan prensesi kendini feda ederek "düşman ülkeye" gizlice girer. Mızıkasının umutlu ezgileriyle vezirin planlarını ortaya çıkarır ve herkesin ısrarla istediği barışı getirir.
Savaş, itişmek, kakışmak toplumlara da bireylere de üzüntü ve gam getirir..
Savaş sanayi için tüketilen doğal kaynaklar da cabası…
Işıklar içinde uyusun Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, “Allah’la aldatmak” diye bir kitap yazmış din simsarlarının ipliğini pazara çıkarmış yer yerinden oynamıştı..
Din diye diye dinden uzaklaşmak…
Dürüstlük diye diye yozlaşmak…
Kucaklaşmak diye diye ayrışmak…
Dün… AKP Genel Başkanı’nın yaptığı tam da bu…
Henüz;
“dönem, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi perçinleme dönemidir” demesinin üzerindeki duman tüterken bir cenaze töreninde karşılaştığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun uzattığı ya da uzatmak için hamle yaptığı eli sıkmamak…
Normal bir insanın anlam veremeyeceği bu davranış biçimini hangi dinsel, toplumsal, duygusal değer yargılarıyla sorgulamalı bilmem.
Hem de mübarek Cuma, üstüne üstlük bir de berat kandilinin kutlandığı gün..
Değerlendirmesi psikologların uzmanlık alanına girer kuşkusuz..
Ancak toplumu kutuplaştırmak, ayrıştırmak, ötekileştirmek olarak tanısı konulan bu sorun ülke insanını yoruyor.
Artık barış içinde sevgi ve saygıyı yürekte hissederek yaşamak hepimizin özlemi..
Önce insanız.
Doğanın bir parçasıyız.
Et kemik ve duyguya bürünmüş olan âdemoğluna düşen çıkar ve bireysel kaygılardan uzaklaşarak ve dahi uygarlaşarak birlikte nefes almak.
Öfke insanın önce öz benliğine zarar verir.
Hele kin insanın kurdudur.
İçin için oyar.
Sağlıksız ve duygusuz bir yapıya dönüştürür.
Yerel, ulusal ve uluslararası arenada yönetenlerin siyasal düşünce farklılığını bir zenginlik olarak görüp yan yana durmaları çocuklarımızdan başlayarak hepimizin yüreğine su serper.
Dünyanın bir ucunda gerçekleşen sıcak bir buluşma diğer ucuna domino etkisiyle yayılır…
Ve bu içtenlikli buluşmadan yerdeki karınca, topraktaki çiçek, havadaki kuş dahi üzerine düşen payı alır.














