ÇAN DÖRTTEN FAZLA ÇALARSA KİM ÖLMÜŞTÜR?

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

Son günlerde yaşadığımız gerçekler akılla ve mantıkla açıklanamaz. Ancak, aklıma gelen küçük bir öykü bu yaşananların nedenlerini apaçık ortaya koymaktadır.

Bu öykünün adı “Çan dört kez çalarsa kim ölmüştür?”

Çok eski yıllarda krallıkla yönetilen bir ülkede hukuk vardır uyulan ve yargıçlar vardır adaleti temsil eden. Törelere göre, bir yurttaş öldüğünde kent merkezindeki çan bir kez çalınır, uzun uzun yankılanırmış. Eşraftan biri ölünce iki kez, devlet adamı ölünce üç kez çalarmış. Ya kral?  Kral öldüğünde çan dört kez çalarmış.

Gel zaman git zaman kente bir olay olmuş ve mahkemeye intikal etmiş. Davanın sanığı olarak mahkemeye çıkarılan kişinin masumiyetini tüm yurttaşlar biliyorlarmış. Bir formalite olarak görülen ve beraat beklenen davadansürpriz bir karar çıkmış ve sanık para cezasına mahkûm olmuş.

Yargıç sanığa:

-Bir diyeceğin var mı? Diye sormuş. Sanık:

-Hayır! Diye yanıt vermiş.

Mahkeme sona ermiş, beyinlerdeki kaygı ile dinleyiciler dağılmış. Kısa bir süre sonra dev çanın sesi duyulmuş.

Acaba kim öldü? Çan bir kez daha çalmış. Eşraftan biri öldü. Kent çan sesiyle bir kez daha inlemiş. Devlet adamı öldü, acaba kim? Çan bir kez daha çalmış yeri göğü inleterek… Herkeste bir feryat:

-Eyvah, kralımız öldü.

Ancak törede görülmemiş şekilde çan beş, altı kez çalmış ve yer gök inlemiş çan sesiyle. Bir süre sonra sesler kesilmiş.

Herkes bunun ne anlama geldiğini öğrenmek için çan görevlisine koşmuş. Çanı haksız yere mahkûm edilen adam çalmaktaymış. Sormuşlar:

-Çanı defalarca çalmak da ne demek? Kraldan büyük birisi mi öldü? Yanıt şaşırtıcı ve anlamlıdır:

-Evet, adalet öldü.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!



Diğer Yazıları