RUSYA GEZİSİ.. (3)

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

2. Gün (25 Haziran 2019- Salı) TVER – VELIKY NOVGOROD

Sabah kahvaltısının ardından Tversehir turunu yapmak üzere otelden ayrılıyoruz.

Tver şehri, sanayi ve endüstri merkezi olmasının yansıra, kültürel ve mimari zenginlikleri ile de dikkat çeken bir kent. Rusya’nın batısında yer alan bu kent ülkenin büyük şehirlerinden biriymiş. Özellikle sunduğu doğaharikası manzaralar ile ilgi görmekteymiş.Rehberimiz açıklıyor:

“Tver yönetim biriminin bulunduğu bölge Volga ile Tvertsa nehirlerinin kesiştiği noktadayer alır. Bir zaman bu şehre SovyetSosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) yönetiminin eski devlet başkanlarından Mihail Kalinin’in adıverilir. 1990 yılında kent yeniden Tver adınıalır. Eğitim seviyesi yüksek bir kenttir.”Volga nehri buraya ayrı bir güzellik katmaktadır.

Volga Nehri:

Avrupa’nın en uzun nehri olan Volga Rus tarihi ve kültüründe çok özel bir yere sahip. Nehir Rusya’nın önde gelen simgelerinden biri… Yüzyıllardan beri ‘‘Volga Ana’‘ olarak bilinir, belki de bereketli oluşundan dolayı ana diye adlandırılmış ve Rus halkıyla bütünleşmiş.

Volga nehrini adeta Rusya’nın ana caddesi olarak da düşünebiliriz. Nehir eski Rusya’nın bir zamanlar savunma hattı olarak kullanılmıştır. Volga, insanlara ekmek kapısı vebuluşma merkezi olmuş, pek çok kişiye iş sahası yaratmasıyla da ünlenmiş bir nehir.

Birçok Rus ressam ve yazarına da ilham kaynağı olmuş. Rus devleti ve halkının gönlünde önemli bir yer edinmiş. Her yaz nehir gemileri tatilcileri nehir boyunca bir aşağı bir yukarı gezdirir ve bu durumdan Rus halkı para kazanırmış.Akarsu hem yerli hem yabancı turistleri cezbeden Rusya’nın en meşhur turistik gezinti mekânlarından biri olarak da kabul edilmektedir. Üzerinde pek çok köprü görüyoruz. Nehrin iki tarafında zaman zaman ağaçlar görüyoruz. Sessiz ve durgun akıyor. Kışın üzeri buz tutuyormuş. Bir aletle buzu kırıp balık tutuyorlarmış.

 

Sovyet Meydanı: Savaşta kahramanlık gösteren ve vatanı için ölenlerin anısına yapılmış kabartma ve heykellerin bulunduğu, aynı zamanda maviliklere uzanan bir dikili taşın olduğu geniş bir meydan. Ruslar, ülkelerine hizmet eden, onun için uğraşan ve canını veren vatandaşlarının anılarını hep sıcak tutmaya çalışmış ve genç kuşaklara da bunları anımsatmayı bir görev kabul etmişler.

Lenin Meydan:Lenin’in heykeli var. Büyükçe bir meydan, önünden bir cadde geçiyor. Bazı alanlarda rengarenk çiçekler… Bu meydanın hemen yakınında araçların girmediği küçük işyerlerinin ve hediyelik eşya satan dükkânların bulunduğu uzun bir caddeden bahsedebiliriz. Bu cadde de geziyor ve bir bankada para bozduruyoruz.

Tiyatro Meydanı:Oyunların sergilendiği tiyatronun bulunduğu meydan...

Mihail Tverski ve Puskin anıtları: Nehir kenarında Tverski ve Puşkin anısına dikilmiş heykeller…

Büyük Ekaterina Manastırı: Sadece dışardan bakıp geçiyoruz.

İmparatorluk sarayı: Zamanında büyük hizmet vermiş saray güzelliğini hâlâ koruyor.Buralar panoramik olarak gördüğümüz yerlerdir. Bunların dışında tarihi köprüleri ve nehir limanlarını da görüyoruz. Nehir kenarlarında balık tutmaya çalışan Rus vatandaşlarıyla da selamlaşıyoruz.Nehirler çevrelerine bir serinlik hem de güzel bir yeşillik sunuyor. Rusya’da yeşil alanların park ve bahçelerin çokluğu Rus halkının rahat etmesi için düzenlenmiş. Gündüz çalışan halkın park ve bahçelerde dinlenip yorgunluk atmasını düşünmüşler. Bizde nefes alacak yeşil alanlara bile AVM dikilirken bu ülkelerde insana değer verilerek onun mutluluğu ve rahatı göz önünde tutulmuş.İşte aramızdaki fark…

Türkiye’deki kentleri düşünüyorum. Ne doğru dürüst meydanlarımız ne de yeşil alanlarımız var. Üç milyonu aşan Bursa’da kent meydanı denen ucube alanı gördükçe içim yanıyor. Ya İstanbul’a ne demeli? Buraları görünce bu güzelim kente nasıl kıydık diye hayıflanıyorum Üzülmemek elde değil. Yeşil alanlarımız ne denli az.Öğle yemeği sonrasında, VelikyNovgorod`a hareket ediyoruz.

(Tver- VelikyNovgorod arası 395 km)

Zaman zaman mola vererek dört yüz kilometrelik yolu beş saatte alıyoruz. Gözlerimiz yorgun değil, vücudumuz yorgun. Yol boyunca hep yeşillik, hep uzun boylu huş ağaçlarını görüyoruz. Gözlerimiz yeşile doyuyor. Yolculuğumuz sırasında otomobil ve tırlara rastlıyoruz.  İnsanlar genellikle yolculuklarını trenle yapıyormuş.



Diğer Yazıları