Göçler...

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Dün Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmpartorluğunun Avrupa ve Afrika kıtasındaki toprakları bir bir ellerinden çıktı.
Akdenizdeki adalarda kaybedilen topraklar arasındaydı. Bunlardan Girit, Midilli adaları elden çıktı. Bununla kalmadı, Payitahtın bulun duğu Anadolu da işgal edilerek itilaf devletleri aralarında paylaşıldı.
Ta ki Mustafa Kemal önderliğinde başlatılan Kurtuluş Savaşı’nın Ankara yakınlarına kadar gelen Yunan ordusunu yenerek, İzmir’den denize dökesiye dek yok oluş sürdü.  

Anadolunun paylaşımı ve Yunanlıların Anadoluya asker çıkarmasıyla başlayan yıkım ancak Mustafa Kemal ve arkadaşlarının gayretleriyle önlenebilmişti.
600 yıllık koca Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, yerine Anadolu da başlayan kalkışma ile yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştu.
Yunanlıların Anadolu daki bozgunu ardın dan yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslararası camiada resmen kabul edilmesi  Lozan Antlaşmasıyla sağlandı.
Lozan yeni Türk devletinin tapusu sayıldı.
Lozanla birlikte Yunanistan ve Ana-dolu topraklarında asırlardır birlikte yaşayan müslüman Türk ve rum halklarının kısa sürede kendi topraklarına göç etmesi istendi.
Doğup büyüdükleri, iki ulusun uzun yıllar kardesçe yaşadıkları toprakları terk etmesi, hem de malını mülkünü, işini geride bırakarak yeni yerleşim alanlarına gönderilmesi kolay olmadı.
Bu zorunlu göç sırasında katliamlar yaşan dı, yollarda onlarca can hastalıktan, açlıktan, güçsüzlükten yaşamlarını kaybettiler.
Aileler dağıldı, malları, mülkleri geride kaldı.
Bilmedikleri yerlere, tanımadıkları topraklara göç ettirildiler.
Göçün ardında yanlız mallar, mülkler geride kalmadı..
Dostluklar, kardeşlikler, sevgililer de kaldı.
Bu göçten İstanbul, Gökçeada ve Bozca adada oturan rumlar ile batı Trakya Türkleri ayrı tutuldu.
 Anadolu dan 1 milyon 200 rum hıristiyan lar, Yunanistandan ise 500 bin müslüman Türk göç etmek zorunda kaldı.
İşte dün bu göçün dün 97. yıldönümüydü.
Girit ve Rumeli Türkleri Dernekleri Konfere rasyonu bu nedenle bir ortak bildiri yayınladı ve her iki halkın ana topraklarına girip gelmele rinin kolaylaştırılmasını istediler.
Lozan sözleşmesinde belirlenen yasalara göre imzalanan antlaşma geçerliliğini korur ken, iki ülkeye gidiş geliş vizeye yani izne tabi tutuldu.
Bu durum her iki halkı da tedirgin ediyor.
Savaşların sonucu olarak ortaya çıkan göçler yerel halkın zorunlu göç etmesini gerektiriyor.
Her savaş sonrası mutlaka göçler yaşanmış tır. Kırım Savaşında, Osmanlı Rus Savaşında gerçekleştirilen kıyımlardan kaçanlar anlaşma larla veya can korkularından ata topraklarını terk ettiler. Anadolu’ya sığındılar. 
Gemlik Giritliler ve Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği bu konuda güzel etkinlikler gerçekleştiriyor.
Dün bunlara bir kez daha tanık olduk.
Onların Belediyeden bir istekleri var. 
Ata kültürlerini yaşatmalı için bir müze kurmak istiyorlar. Eski eser olabilecek bir yapının kendilerine tahsinini bekliyorlar. 
Tıpkı Gemlik’ten göç eden Rumların Yunanistan da KİOS’ta olduğu gibi...
Bu yerine getirilmeli. Savaşlar bitmeden göçler bitmez. Onun için, “Yurtta Barış, dünyada Barış” diyoruz.



Diğer Yazıları