AALEN-ANTAKYA KÜLTÜR DERNĞİ’NİN KARDEŞ KENTLER 8. BULUŞMASI (2)

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

Dünden devam 

 

17 Ocak 2020 Cuma

Sabah saat 10’da ayrılacaktık otelden, ilk günün yorgunluğu olsa gerek gecikmeler oldu.  Saat 11 civarı kent merkezine doğru yola çıktık. Programda bir kilise gezilecekti.  Zaman yitirmeden kilisenin kapısında soluğu aldık; ama Papaz efendiye kiliseyi açtıramadık.

Mehmet Bey, hediyelik eşya üreten ve satan birinin çalışma atölyesine götürdü bizi. Ürünleri inceledik, hediyelik eşyalar aldık, ayaküstü sohbet de ettik. Sonunda anısı kalsın diye bir de fotoğraf çektirdik.

Yakınımızda “Antakya Musevi Havrası” vardı. Burasını da gezecektik; Hahama haber iletildi. Kısa zamanda geldi, havranın kapılarını açtı bize. Sonra havrayla ilgili ayrıntılı bilgiler verdi. Hahamla içten, sıcak bir söyleşi oldu. Birikimli ve bilinci biriydi. Ne söylediğini, niçin söylediğini çok iyi biliyordu Harun Bey. Halk deyişiyle dobra biri. “İnsan doğuştan Yahudi olur, sonradan Yahudi olunmaz,” diyordu. Akşamları iki kadehte attığını itiraf ediyordu gülerek…  İçimi ısıtmıştı konuşmaları.

Bugün öğle yemeğini şiirler yazan kardeşimiz Adnan Yoğurtçu’nun küçük; ama şiirin lokantasında yiyeceğiz. Bize humus ve fava yemekleri ikram edilecek, buralara özgü… Yemek sırasında konuşmalar, takılmalar sürüp gidiyor. Dışarda grup olarak fotoğraf çektiriyoruz… Saat 14’te bir noktada buluşup düzenlenen etkinliğe gideceğiz. 

Eski kilisenin (Ortodoks Kilisesi) içinde birilerini görüyoruz. Nebihe Hanım konuşuyor ve kilise bize açılıyor. Bahçeden içeriye giriyoruz. Görevli Papaz, bize kilisenin 500 yıl önce yapıldığını; ama depremde yıkıldığını, sonradan 1876 da üç Rus mimar tarafından yeniden yapıldığını,  Kilisenin 10 taşıyıcı kolon üzerine kurulduğunu ve 12 kubbesinin bulunduğunu öğreniyoruz.  10 sütun 10 emiri, 12 kubbe de 12 havariyi temsil ediyormuş. Görülmeye değer bir kilise…

Dostlarımız Antakya’nın gezilecek, görülecek yerlerini göstermeye çalışıyorlar.  Zaman bize yetmiyor, sanki günler daha bir kısa burada…

Buluşma noktasında toplanıp aracımıza biniyor ve etkinliğin düzenleneceği “Defne Belediyesi” ne ait güzel bir salonda toplanıyoruz.  Programın içeriği doğrultusunda küçük bir tiyatro gösterisi ardından konuşmalar, şiirler ve halk ozanlarının saz eşliğinde söyledikleri…  Etkinliğe katılan insanlarda bir coşku, bir heyecan görülmeye değer. Amatörce de olsa birçoğu kendi yazdıkları şiirlerini seslendirmeye çalıştı. Ben de küçük bir konuşma yapıp Behçet Necatigil ve Nazım Hikmet’ten birer şiir okudum. 

Devamı yarın



Diğer Yazıları