Maça kilitlenmek

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Pazar günü akşamı Türkiye Fenerbahçe Galasaray maçına kilitlendi.
Fanatik Fenerli ve Galatasaraylılar maçı izlemek için İstanbul yolunu gündüzden tuttular. Gemlik’te benim tanıdığım fanatik Fenerli ve Galalasaraylı dolu.
Bunun için özel inceleme yapmanıza gerek yok. Sosyal paylaşım sitelerinde bu iki takım için yapılan paylaşımlara bakmanız yeterlidir.  

Pazar günü gazetenin sayfalarını hazırlayıp eve gittiğimizde saat hayli ilerlemişti.
Yorgunluktan bitkin bir vaziyette, önce karnımızı doyurduk. Sonra dinlenmek için uzandım.
Gece, Türkiye’nin iki ünlü takımının maçı olacağını biliyordum ama, günlük telaş içinde eve gelince unutuldu.
Bizim evde çocukların ikisi de Fenerlidir.
Barış, İstanbul’dan geldiğinde büyük takımlarının maçlarını bulup seyrediyor.
 Fenerbahçe’nin maçlarını bana da izletiyordu.
Bu kez o işi kardeşi Özgür üstlendi. 
Gençler tekonolojiyi ne de olsa bizlerden çok daha iyi kullanıyorlar.
Sonuca gitmesini biliyorlar.
Pazar akşamı da öyle oldu.
Kesik, mesik de olsa fırtına gibi geçen Fener, Galatasaray maçını izledik.
O saatlerce evlerden bu maçları izleyen kanalları açık olanlar ve başka yollarla izleme imkanı olanlar televizyon veya bilgisayarlarının karşısındaydı.
Gemlik’te bazı işyerleri önemli maçların karşılaşmaları için sinema keyfi sunuyorlar vatandaşa.
Tabii para karşılığı...
Ben de çocukluğumda Fenerliydim.
Bizim kuşak, Can Bartuların, Lefterlerin, Metin lerin, Varolların top koşturduğu, maçların ise radyolardan dinlediği dönemdi. 
Erol ağabeyim, 1960’lı yıllarda Beşiktaş takımında bir süre top oynadı. 
O günlerde Gemlik’ten Coşkun (Galatasaray), kardeşi Nehir (İzmir Altınordu)da,  Ertan (Galatasaray) daha sonraki yıllarda ise Bilgin Batıray (Boluspor) ve Mikro Mustafa (Kasımpaşa) takımlarında  top koşturuyorlardı.
Maalesef Gemlik büyüdü, takımlar çoğaldı ama, Gemlikli gençlerin ünlü takımlara oynadıklarını hiç duymadım.
 Türkiye’de uzun yıllar 3 büyükler hep şampiyon olan takımlardı. (Fener, Beşiktaş, Galatasaray)
Şimdi futbolda yabancı oyunca oynatma dönemine girilince, iş yapılan transferlere kalıyor.
Milyon dolarların döndüğü spor kulüpleri birer ticari şirket oldular.
Yerli oyuncular takımlarda azaldı.
Futbol takımlarındaki ünlü futbolcularının adlarının çoğunu bilmiyorum.
Futbolu bir taraftar gibi değil, güzel oynandığında bir spor olarak izliyorum.
Karşılaşmalar sonunda tuttuğum takım olmadığından, yenilirlerse üzülmüyorum.
Bizde futbol karşılaşmaları kamplaşmayı ve şehirlerin birbirlerine olan düşmanlıklarını arttırıyor.
Futbol bir barış sporu değil, sanki ayrışmayı kamçılıyor.
Yine de seveni çok olan bir erkek oyunu futbol. Galatasaraylılar uzun yıllardan sonra Feneri yenince nasıl bayram yaptılar. 
Fenerlilerin mazereti hazır, maçı hakem kaybettirdi. Hadi oradan...
Hakkıyla yenene helal olsun.
Galatasaray’a 20 yıl sonra gelen yengi sevinmeye değer.



Diğer Yazıları