MİLLİ İRADE
Birinci Meclis’e İzmir Milletvekili olarak katılan Yunus Nadi ; “Ankara’da bir çöl duygusundayım” diyor ve Mustafa Kemal’e toplumdan yükselen;
“Mustafa Kemal neden önce orduyu güçlendirme çalışmaları yapmıyor?
Mustafa Kemal meclisi açacağım diye uğraşacağına bütün Anadolu’da seçim yaptırmak için didineceğine tüm çalışmasını neden ordu kurmak için yoğunlaştır mıyor?”sorularını yüreklilikle aktarıyor, Mustafa Kemal de 4 Nisan 1920 akşamı içtenlikle şu yanıtları veriyordu;
“Öyle görünür Nadi Bey öyle görünür. Zaten bu büyük işin zevki de buradadır. Bu çölden bir hayat çıkarmak, bu dağılmadan bir oluşum yaratmak lazımdır.
Bununla birlikte sen ortadaki boşluğa bakma .Boş görünen o saha doludur.Çöl sanılan bu dünyada saklı ve kuvvetli bir hayat vardır.O millettir, Türk milletidir. Eksik olan şey teşkilattır. Şimdi onun üzerindeyiz.
Meclis teori değil hakikattir ve hakikatlerin en büyüğüdür. Orduyu yapacak olan millet ve onun terine meclistir. Çünkü ordu demek yüz binlerce insan,milyonlarca servet ve zenginlik demektir.Buna iki üç şahıs karar veremez.Bunu ancak milletin karar ve kabulü meydana çıkarabilir.”
Ulusal iradeye inanmak ve değer vermek böyle bir şey işte…
23 Nisan’la ilk buluşmam 1963 yılında 5 yaşında çocukken sevgili babamın elimden tutup beni Ulus’taki o zamanki adıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi olan Birinci Meclis’e götürdüğü gün gerçekleşmişti.
Halkın desteği ve okullardan sağlanan sıralardan oluşan meclisi gezdirirken babamın;
“1920 ‘de kurulan TBMM’nin üstünde hiçbir güç yoktur “cümlesine o zamanki aklımla çok da bir anlam verememiştim.
İlk çocuk bayramının farkına ise Erzurum’un Köşköy İlkokulu’nda ki Tekin Öğretmenim’in,” 23 Nisan da şiir okuyacaksın” dediğinde varmıştım.
Sıraların üstüste konulmasıyla oluşturulan kürsüye çıkıncaya dek yaşadığım heyecanı bir çok insan duymuştur.
Yıllardır bilinçli ve sistematik olarak sürdürülen ulusal birlik düşüncesini silme çabalarına karşın bugün de aynı duyguları yaşıyor sevgili çocuklarımız.
Sadece o mu ?
Üstüne bir de Covid 19 denilen mikrop bırakın ülkemizi dünyayı teslim aldı.
AmaTürk çocuklarının Ataları’nın armağanı olan 23 Nisan coşkusuna bulaşamadı.
Evlerde,balkonlarda, sosyal medyada alanlardaymışız gibi heyecanla kutladılar.
Kuşkusuz olağanüstü coşkunun yaşanmasında öğretmenlerin,anne babaların, belediye başkanlarının ve emeği geçen herkesin gayret ve uygulamalarının da altını kalın puntolarla çizmek gerek.
Yaşadığımız ve kentlisi olmakla gurur duyduğumuz Gemlik ‘te de koşullar olabildiğince zorlanarak Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 100 ‘ncü yılı önemine ve değerine yakışan nitelikte kutlandı.
Belediye tarafından bayraklarla donatılan kentin cadde ve sokaklarında Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan’ın toplumla kucaklaşması ve kendisine balkonlardan gösterilen ilgi 23 Nisan’ ın önemini belleklere iyice yerleştirdi.
Ulusal duyguları yükselten buluşmanın ilk adımları geçen yıl 23 Nisan’da atılmış,19 Mayıs’da,30 Ağustos’da,11 Eylül’de ,29 Ekim’de,10 Kasım’da güçlenerek sürmüştü.
Elbetteki ulusal egemenliğin millete verilişimin 100 ‘ncü yılı TBMM’nin yok sayılmaya çalışıldığı bir döneme denk gelmesi içimizi acıtıyor.
Elbetteki Corona ‘nın başımıza açtığı iş yüzünden çocukların alanlarda kutlama yapamamış olmaları yüreğimizi burkuyor.
Elbetteki 100 yıl sonra milleti ümmete dönüştürme gayretleri canımızı yakıyor.
Ancak;
Gemlik’te, Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de ve gücünü Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık, özgürlük, eşitlik, ulusal egemenlik ilkelerinden alan tüm belediyelerin çocuklarla buluşması, yurttaşla bütünleşmesi umutlarımızı diri tutuyor.














