BUGÜN 24 NİSAN

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını koronavirüs nedeniyle törensiz kutladık sayılır.

Evlerimizin balkon ve pencerelerine bayraklar astık. Belediyenin tuttuğu üstü açık otobüslerde kent bandosunun çaldığı marşlar ve çocuk kahramanların maskotlarını gezdirilerek halkın bayramının kutlanması sırasında yaşanan coşku görülmeye değerdi.

Bu otobüslerden birine ben de bindim, gözlemlerde bulundum.

Otobüsle marşlar çalarak gezerken, balkonlarda ve pencerelerde ağlayan nineleri, dedeleri, anneleri, babaları gördüm.

Ellerindeki bayrakları coşkuyla sallayarak kutlayamadıkları bayrama katkı koyan kadınları, çocukların sevinçlerini, okullarda sınıfların süslendiği gibi pencereleri süslenen evleri, balkonları, sitelerini al bayraklara donatanları gördük ve duygulandık.

Bu halka ne yaparlarsa yapsınlar, yasaklar koysalar da, engeller çıkarsalar da Ulusal Bayramlarına, Atatürk sevgisine engel olamayacakları görülüyor, olamıyorlar da…

Bir gün önce kutladığımız Cumhuriyetimizin kuruluşunun temel taşı ve bağımsızlığımızın kazanılmasında en büyük karar organı olan Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. yılı ve Çocuk Bayramı törenleri için,  korona salgını önlemleri nedeniyle görkemli kutlamalar yapılmadı.

Tek adam rejimine geçişin sorunları bitmek bilmiyor.

Dün, Cumhurbaşkanı ve AKP’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan korona salgını bahane ederek, TBMM‘nin 100. yıl oturumuna katılmadı.

Bunlar Cumhuriyet tarihimizde ender yaşanan olaylardır.

Bir bakıma da, ben meclisten üstünüm egosudur bu. Yani tek adam egosu…

Meclisi küçümsemektir bence.

Daha öncede defalarca 23 Nisan, Cumhuriyet Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 10 Kasım törenlerine de değişik mazeretlerle katılmadığını yıllarca gördük.

Farklı bir şey yaşayacağımızı beklemiyordum.

Bir saltanat rejiminin yıkılması, yerine halkın egemenliğinin kurulmasının sembolü olan TBMM’nin kurulduğu günde bunların yaşanması üzücüdür.

Hala saltanat rejimi hayalleri kurarak, ülkeyi oraya doğru götürmek istiyorlar.

Bunun adımlarını da sinsi sinsi atıyorlar.

Ulusal bayramları değersizleştirerek, Cumhuriyeti kuranları küçümseyerek, yok sayarak, görmemezlikten gelerek, Atatürk’ün adını ağızlarına almayarak, O’nu bir Osmanlı askeri olarak kabul edip, adını anarken bile ‘Gazi Mustafa Kemal Paşa’ diyerek, (Soyadı yasası çıktıktan sonra, Gazi Meclis tarafından Mustafa Kemal’e, Atatürk soyadı verilmişti) Osmanlı padişahlarından despot İkinci Addülhamit’i yüce Han olarak kabul edip, övüp göklere çıkararak, halkın uslarına Cumhuriyetin kuruluş değerleri yerine, saltanatçı, siyasal İslamcı bir cumhuriyet düşüncesini yaratma peşindeler.

Hedeflerine adım adım ilerliyorlar.

Cumhuriyet, halkın kendisini yönetme rejimidir.

Bu da, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan TBMM’sinde oluşmuştur.

Yeni Türkiye Cumhuriyetini bu meclis kurmuştur.

Meclisin üstünde kimse yoktur.

Olursa, bunun adı Cumhuriyet değil, diktatörlüktür.

Atatürk, ulusu kurtarmak için Ankara da 23 Nisan 1920 günü topladığı Milletin Meclisinde aldığı kararla Kurtuluş Savaşını başlattı.

Kurucu Meclis, Mustafa Kemal’i Meclisin Başkanı ve Başkomutan yaptı.

Saraylarda oturmadılar, cepheden cepheye düşmanı yurttan atmak, savaşı zaferle taçlandırmak ve tam bağımsız bir devlet kurmak için canları pahasını savaştılar.

Ve başardılar. Olmayacağı oldurdular…

Savaşta ölenlerin öksüz kalan çocuklarına 23 Nisan’ı bayram olarak armağan eden Atatürk’e, Birinci meclisin kutlu üyelerine, Kurtuluş Savaşı’nda vatanı için canlarını verenlere ve gazi olarak kalanlara, minnet ve şükran borçluyuz.

TBMM kuruluşu en büyük devrimdir.

Bunun kıymetini bilelim.

Meclis toplantısına katılmasalar da olur, katılmasalar da…

Halk, Bayramını balkonlardan ve pencerelerden coşku ile kutladı.



Diğer Yazıları