BAYRAM GELMİŞ NEYİME?

Erhan İzgi Profil Resmi
Erhan İzgi

BAYRAM GELMİŞ NEYİME?

Çocukluk günlerimde bayram  öncesi içime bir sevinç dolardı. Kuşlar gibi mutluluktan uçardım. Alacağım harçlıkları hayal eder, güzel düşler kurardım. Her geçen yıl, bu sevinçlerimiz azldı, bayram günleri sıradanlaştı. Sevincin paylaşıldığı, dostlukların, güzelliklerin, barışın yaşandığı günler olmaktan çıktı; yerini  gerilim, kavga , hüzün , yokluk ve acılara bıraktı. Türk halkı karpuz gibi ikiye ayrıldı, bendensin ya da değilsin denilerek.

Siyasi iktidarın üstün başarıları nedeniyle insanlarımız alabildiğine varsıllaştı. Bir elleri yağda diğeri balda yaşamaya başladı. Ufak tefek sorunlar yaşanıyor… Kadın cinayetleri, işsizlik, pahalılık, yoksulluk…Olsun bunlar önemli sorun değil… Arada bir intiharlar da oluyor, o da işin başka bir yönü… Şehit haberleri geliyor, olacak o kadar canım. Bizim yaşadığımız cağrafya bunu zorunlu kılıyor. Her şeyi de dert etmenin anlamı yok!

Son günlerde duyduğumuz en mutlu haber Afganistan’da bekçilik yapacakmışız!  Yıllardan beri Rusya’nın ardından Amerika’nın başına bela olan Afganistan şimdi bizi konuk olarak kabul edecek mi? Askerimiz orada çok rahat görev yapabilecek mi? Milli savunma bakanımız böyle söylüyor; ama kazın ayağı hiç de öyle değil. Günümüzde İslam coğrafyası çeşitli nedenlerle kan ve gözyaşına boğulmuş durumda. Ya beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz Hıristiyan dünyası? Onu söylemeye dilim varmıyor. Gıpta ediyorum o insanların yaşamını. Kişi başı milli gelirleri bizden üç beş kat fazla. Kadın cinayetleri yok, tacizler yok, 8-10 yaşında erkek çocuklara tecavüz yok, hırsızlık yok, yolsuzluk yok, sahtekârlık hiç yok! Peki, ne var bu ülkelerde?

Avrupa ülkelerinde yöneticiler, dürüst, ilkeli, vatansever aynı zamanda onurlu ve gururlu; yasalara ve hukuk kurallarına sıkı sıkıya bağlı. Oturdukları koltuklardan yeri geldi mi kalkmasını bilen insanlar. Bizde son günlerde uyuşturucu kaçakçılığı iddiaları havada uçuşuyor. Yolsuzluk, adam kayırma dosyalarının bini bir para, askâri ücretle iş bulamayan milyonlarca insanımız varken üç beş maaş alan bürokratların varlığı yöneticileri rahatsız etmiyor. Kimsenin umurunda bile değil. Müslümanız elhamdülüllah!

Türkiye cumhuriyetinde yaşayan 80 milyon insanın 10 milyonu mutlu, 70 milyonu mutsuz ve huzursuz yaşıyor. Birileri zenginliklerine zenginlik katarken birileri alabildiğine yoksullaşıyor. Yoksulluk sınırı her gün biraz daha tavan yapmakta… Gelir dağılımındaki adaletsizlik içler acısı…

 Yıllardan beri devam eden terör olayları nedeniyle yüzlerce insanımız hayatını kaybetti. Yüzlerce ocağa ateş düştü. Çocuklar annesiz babasız kaldı. Binlerce sakat kalan yurttaşımız acılar içinde kıvranmakta. Üniversite bitirmiş yüzbinlerce genç anasının babasının eline bakmakta… Taşeronda çalışan binlerce işçinin işine son verilmekte… Hak ararken yollarda ölen madenciler… Utanmadan, sıkılmadan kalkana ve jopa verdikleri zarardan dolayı haklarında açılan davalar… Traji komik bir durum. İnsan olanın bu durumdan utanması gerekir…

 Tarım sektöründe tehlike çanları çalmakta… Hasat zamanı buğday arpa ithalatı yapılıyor. Kendi köylüsüne , çiftçisine böylesine kötülük yapan bir siyasi iktidar dünyada var mıdır acaba?

Muhalefet ülkeyi yönetenlerin hâlâ bir aymazlığın içinde olduğunu dillendiriyor, ama duyan ve dikkate alan var mı? İnsanları istihdam edecek, artı değer yaratacak bir fabrika kurmaktan alabildiğine uzak bir iktidar, hâlâ satma telaşında… Ülkenin neyi var neyi yoksa satacaklar. Bunca yıldır Cumhuriyetin kurumlarını sata sata bitiremediler. Cumhuriyet dönemini tükaka yapan siyasi iktidar bunların yerine bir tane fabrika yapabildi mi?  Yapamadığı gibi ülkeyi içte ve dışta milyarlarca borca soktu, halkın geleceğini ipotek altına almaktan çekinmedi.  Gereksiz harcamalar, lüks, şatafat ne yazık ki Osmanlı’nın son günlerini aratmaz oldu.

Ülkede birliği, dayanışmayı, kardeşliği sağlaması gerekenler yıllardan beri toplumu ayrıştırdılar, kin ve nefret tohumları ektiler. Bunlarla da yetinmeyip komşularımızla iyi geçinmeyip barışı dinamitlediler. Bunların yaptıkları işlerin faturası önümüze çıkarılıyor. Ne acıdır ki faturayı ödeyen zavallı halkımız oluyor. Yıllardan beri Türk halkı kan ve gözyaşı akıtmaktadır. Bu acının ve hüznün  ne zaman ve nasıl durdurulacağı da bilinmemektedir. Bu ortam ve koşullarda nasıl bayram kutlayacağız? Hele ki bayramın adı KURBAN olursa! Eylemlerimizle ve kesim işlemlerimizle umarım dünyaya rezil olmayız.

Türk halkı nice zor günleri aşmasını bilmiştir. Bu karanlıkları da aşmayı başaracaktır. Tarihimizde bunun örnekleri çoktur. Yeter ki “enseyi karartmayalım.” Umutsuzluğa asla kapılmayalım. Türk halkı, güzel, aydınlık ve mutlu günlere ulaşacaktır. Bu günler uzak değil  Akif’in dediği gibi “belki yarın, belki yarından da yakın.”

Bütün yurttaşlarımın bayramını yürekten kutluyor, halkımın acılardan ve gözyaşından uzak sevinç dolu güzel bayramlar yaşamasını diliyorum.      



Diğer Yazıları