YENİ YIL HÜZNÜ
Erhan İzgi
YENİ YIL HÜZNÜ
Çocukluk günlerimi anımsadım. Ne umutlar, ne hayaller vardı gözlerimizde ışıldayan. Sadece bizim mi? Büyüklerimiz de yeni yıldan güzel şeyler beklerdi. Sağlık, mutluluk, başarı, çok kazanç ve nice güzellikler… Kimi evlenmeyi, kimi meslek sahibi olup para kazanmayı, kimi çocuk sahibi olmayı, kimi dünyayı gezmeyi, kimi ev sahibi olmayı, kimi ünlü olmayı…
Yetmiş yaşını doldurdum. Unumu eledim, eleğimi duvara asmadım. Elimden geldiğince, gücüm yettiğince kendi çapımda topluma bir şeyler sunmaya çalışıyorum. Ne kadar başarılıyım bilemem. Yeni yıla girerken kendi kendime sorular sormaya başladım. Kendin için ne bekliyorsun yeni yıldan? Yanıt verirken sadece dudaklarımda bir gülümseme. Hiçbir şey beklemiyorum kendim için. Ama beklentilerim var. Çocuklarım için, torunlarım için, içinde yaşadığım toplum için, halkım için beklentilerim var. Umutlarım, hayallerim rüzgârda savrulan bir duman gibi. Gerçekleşme olasılığı yok. Neden?
Yirmi yıldır varlığını sürdüren siyasi iktidar önce hepimizin umutlarını ve hayallerini çaldı. Hem de yaşlı genç demedi. Milyonlarca vatandaşa yerine getirilemeyecek sözler verildi. Hayali bir cennet yaratıldı. Sonuç kocaman hüsran! Yaşlılar zaten anılarıyla yaşar, umutları pek fazla anlam ifade etmez. Ya gençlerimizin, çocuklarımızın hayalleri ne olacak?
Ülkede eğitimde ve sağlıkta devrim yaptılar. Bu devrim bir çamura saplandı. Parası olana bütün kapılar açık, yoksula kapalı. Suriyeliler kadar bile değeri yok Türk vatandaşlarının. Bakkal dükkânı gibi her yere üniversite açtılar. Rektör, dekan deyip ne kadar yeteneksiz adam varsa bunları atadılar. Kendi dünya görüşleri doğrultusundaki muhteremleri de öğretim üyesi olarak görevlendirdiler. Bu okullara giren gençleri dört yıl oyalayarak sonunda ellerine hiçbir işe yaramayan diploma adında bir kâğıt parçasını tutuşturdular. Şimdi milyonun üzerinde sözüm ona üniversite mezunumuz var. Bunların içinde çok nitelikli olanlar da vardır. Onlara sözüm yok. Suç gençlerin değil, onları aldatanların. İş alımlarında yandaş adam almak için istemedikleri adamları sözlüde elediler. Şimdi bu ülkenin gençleri işsiz güçsüz, anasının babasının eline bakıyor. Bunun sorumlusu kim?
Yirmi yıldır yediler içtiler, ülkenin kaynaklarını bir hiç uğruna yok ettiler. Atatürk cumhuriyetinin ne kadar kâr getiren kurumu varsa yandaşlarına yok pahasına sattılar. Ne şeker fabrikaları ne kâğıt fabrikaları ne gübre fabrikaları kaldı… Şimdi çiftçiler perişan, haciz kapıda, borçlarını ödeyemez, gübre ve ilâç alamaz durumda…
Yıllardan beri ülke kaynakları çarçur edilerek paralar betona yatırıldı. Bundan birileri para kazandı; ama üretime, ihracata hiçbir katkısı olmadı. Yirmi yıldan beri siyasi iktidar istihdam yaratacak bir fabrika açmadı. Gelir getirenleri de satıp aldığını har vurup harman savurdu. Bu nedenle işsizlik aldı başını gitti. Yeterli üretim olmadığı için ihracat yapılamadı. Borçlar kartopu gibi büyüdü. Yeni doğan çocuklar bile gırtlağına kadar borçlu. Bütün bunlar olurken iktidar sahipleri ve yandaşları zenginliklerine zenginlik kattılar. Paralarını yurtdışına götürdüler, oralarda mülkler aldılar. Ülke batmış kimin umurunda.
Ülkemde bütün bunlar yaşanırken içinizde pembe umutları nasıl yeşerteceksiniz? Bankada milyon dolarlarınız var mı? Yok! Para yoksa hayal de yok. İnsan zenginliği oranında hayal kurar, geleceğe dönük projeler üretir. Akşam çıplak yatan adam sabah çıplak kalkacaktır. Bu adamın hangi hayalleri ve umutları olur? Onun yerine başkaları hayal kursun.
Bu millet hayal kurmayı bırakın bazı şeylerden bıktı, usandı. Nelerden bıktı:
Huzursuzluktan bıktı… Umutsuzluktan bıktı… Yalandan bıktı… İşsizlikten bıktı… Sahtekârlıktan bıktı… Pahalılıktan bıktı… Yoksulluktan bıktı… Cinayetlerden, şiddetten bıktı… Hırsızlıktan bıktı… Aldatılmaktan, kandırılmaktan bıktı… Verilen sözlerin yerine getirilmemesinden bıktı… Adam kayrılmasından bıktı… Millet aç gezerken üç beş maaş alanlardan bıktı…
Sonuç olarak yeni yıla girerken bir milli piyango bileti almakta yarar var. Hem birilerine yardım hem de çıplak yaşamanın hayalini kurmuş olursunuz.
Yeni yılda eski yılı aratmayan güzellikleri ve daha nicelerini yaşamanız dileğiyle…













17 Nisan 2026, 15:37
28 Ekim 2023, 13:21
17 Ağustos 2023, 11:19
20 Mart 2023, 11:13
07 Temmuz 2022, 13:33
30 Ağustos 2021, 09:36
19 Temmuz 2021, 11:27
17 Temmuz 2021, 15:00
12 Mayıs 2021, 13:56
08 Mart 2021, 13:30
10 Kasım 2020, 16:19
10 Kasım 2020, 10:42
28 Ekim 2020, 15:10
03 Ekim 2020, 11:24
24 Eylül 2020, 16:29
17 Eylül 2020, 12:07
21 Mayıs 2020, 17:53
16 Mayıs 2020, 11:02
06 Mayıs 2020, 13:55
30 Ocak 2020, 19:27
30 Ocak 2020, 15:14
28 Ocak 2020, 17:25
27 Ocak 2020, 16:33
26 Ocak 2020, 15:48
08 Eylül 2019, 15:25
29 Ağustos 2019, 10:12
15 Ağustos 2019, 14:39
01 Ağustos 2019, 13:40
24 Temmuz 2019, 16:04
23 Temmuz 2019, 17:27
22 Temmuz 2019, 18:35
21 Temmuz 2019, 15:50
18 Temmuz 2019, 14:37
17 Temmuz 2019, 17:50
16 Temmuz 2019, 14:29
15 Temmuz 2019, 13:30
14 Temmuz 2019, 17:06
11 Temmuz 2019, 15:51
10 Temmuz 2019, 16:07
13 Haziran 2019, 14:07
11 Haziran 2019, 13:31
31 Mayıs 2019, 16:40
27 Mayıs 2019, 14:39
22 Mayıs 2019, 14:41
16 Mayıs 2019, 18:43
12 Mayıs 2019, 19:05
09 Mayıs 2019, 14:42
07 Mayıs 2019, 13:42
03 Mayıs 2019, 13:45
29 Nisan 2019, 16:11
16 Nisan 2019, 19:04
14 Nisan 2019, 15:42
10 Nisan 2019, 13:10
04 Nisan 2019, 18:25
06 Şubat 2019, 12:48
23 Ocak 2019, 17:59
14 Ocak 2019, 14:30
08 Ocak 2019, 18:37
23 Aralık 2018, 16:12
20 Aralık 2018, 19:45
12 Aralık 2018, 11:44
11 Aralık 2018, 16:10
12 Aralık 2018, 11:44
11 Aralık 2018, 16:10
11 Aralık 2018, 16:10
11 Aralık 2018, 16:10
11 Aralık 2018, 16:10
11 Aralık 2018, 16:10