TÜRKİYE NEREYE GÖTÜRÜLÜYOR…

Kadri Güler Profil Resmi
Kadri Güler

Kadri GÜLER (Gemlik Körfez Gazetesi Köşe Yazısı)

TÜRKİYE NEREYE GÖTÜRÜLÜYOR…

Basılı gazetemizi yayından kaldırmamızdan sonra günlük köşe yazılarını yazmaya ara verdim.

Gemlik Körfez 16 Haziran 1973 tarihinde yayınlanmaya başladı. 12 Eylül darbe döneminde, Gölcük Sıkıyönetim Komutanlığı kararıyla, bir yazıdan dolayı yayın yasağı sonucu gazetemizi 4 ay kapatıldı. Yargılandık, aklanınca yeniden yayınlarımıza başladık..

Korona salgını sonrası gazeteyi basacak eleman kalmayınca, biz de dijital gazetecilik akımına ayak uydurduk. Artık dijital gazetecilik yapıyoruz.

Köşemi izleyenler hep yazmamı istedi.

Onlara tamam dememe karşın olmadı.

Yeniden başlayabilecek miyim bakalım? Ya bismillah…

**** **** ****

İçinde yaşadığımız ortam beni yeniden yazmaya itti desem yalan olmaz.

Neler oluyor ülkemde!

23 yıllık AKP iktidarı, ülkeyi baskıcı bir düzenle yönetmeye götürüyor.

Bir yandan muhalif basın çalışanları gözaltına alınıp, akıl almaz suçlamalarla tutuklanırken, bir yandan siyasi parti genel başkanları gözaltına alınıp aylarca neden gözaltında tutulduklarını bilmiyorlar, yargıç karşısına çıkarılmıyorlar. Öte yandan CHP’li ve DEP’li belediye başkanlarına yolsuzluk veya suç örgütlerine destek gibi akıl almaz iddialarla görevlerinden alıyor, yerlerine kayyum atanıyor…

Nedir bu korku?

Dün, İBB Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun evi, şafak sökerken polis tarafından, hukuksuz bir şekilde basıldı. İmamoğlu gözaltına alınırken, ardından İmamoğlu’nun çevrendeki A takımı olan ekibi ile birlikte 106 gözaltı gerçekleştirildi. Oysa İmamoğlu savcılığa davet edilse, diploma soruşturmasındaki gibi gidip ifade verebilirdi. Bilerek bu yapılmadı, İmamoğlu’na terörist uygulaması yapılarak, küçük düşürülmeye çalışıldı.

Tüm bu işler Sarayın gözetimde, yargı kullanarak yapılıyor.

Geçmişte, Erdoğan’ın devletin içine yerleştirdikleri fetöcüler eliyle orduya sızmış askerler, TBMM ve Erdoğan’ı devirmek için darbe girişiminde bulunmuş, halkın buna geçit vermemesi sonucu darbe püskürtülmüştü.

Saray rejimi darbeden kıl payı kurtulmuştu.

Muhalefetiyle, iktidarıyla halkıyla girişime karşı durması unutuldu.

Kürt kökenli belediye başkanları görevden alınıp yerlerine kayyum atanırken, öte yandan eski HEDEP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tutuklanarak, yıllardır cezaevinde yatırılıyor..

Sevgili okurlarım, AKP iktidarı döneminde çeşitli defalar Anayasa üzerinde değişiklikler yaptı.

Son yaptığı değişiklik ile tek adam rejimi dediğimiz, meclisi devre dışı bırakarak ülkeyi yöneten bir rejim getirildi. Bu anayasaya göre Erdoğan’ın bir daha seçilme şansı olmamasına karşın ölesiye kadar o makamda kalmak için hesaplar yapılıyor.

Bu değişikliklerin tümünde MHP’nin sorumluluğu büyütür.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçtiğim yıllarda Erdoğan için söylediği sözler unutulmadı. Bunları sosyal medyada sürekli izliyoruz. Ama ne olduysa iktidar muhalifi olan MHP, yüzde yüz değişim yaparak Erdoğan’ın yanında oldu. MHP, Erdoğan’ı iktidara taşıyan siyasi bir figür olmayı sürdürüyor.

Erdoğan’ın ve Bahçeli’nin çabası, gelecek dönem Erdoğan’ı yeniden Cumhurbaşkanı seçtirmek.

Bütün hesaplar bunun üzerine kuruldu.

Erdoğan’ın korkusu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na iki kez seçilen Ekrem İmamoğlu.

İmamoğlu’nun bileğini sandıkta bükemeyeceğini bilen Erdoğan, uzun bir süredir siyaset üzerine yargıyı kullanarak üst düzeyde darbe yaptırdı. Buna hiçbir hukuksal kılıf bulamazlar.

İki gün sonra CHP parti içinde Cumhurbaşkanı adayını seçmek için sandık başına gidecek.

Ekrem İmamoğlu, CHP’nin tek Cumhurbaşkanı adayı Baskınlar, gözaltılar bunu önlemek için yapılıyor. Halkta yılgınlık, korku salan, siyasi karşıtlarına yargı yoluyla darbe yapan bir iktidar var karşımızda.

Türkiye demokrasiden giderek uzaklaşıyor.

Putin’in yönettiği Rusya gibi, Azerbaycan İlham Aliyev gibi, Kuzey Kore lideri Kim Jong - Un gibi diktatoryal bir tek adam rejimi giderek pekişiyor.

**** **** ****

Dün, İBB Başkanı ve ekibine karşı yapılan yargısal darbe ülke ekonomisine de darbe vurdu, borsa iki kez kapatıldı yüzde 10 dolarlarında değer kaybetti, dolar 38 liralardan 42 liraya yükselerek tarihinde en yüksek liralara kadar yükseldi, Avro 45 liralara çıktı. Sonunda Merkez Bankası 10 milyar doları piyasalara sürerek, doları düşürmeye çalıştı.

Bu siyasal darbenin ekonomimize ve Türkiye’nin imajını vurduğu kayıp rakamlarla anlatılamaz.

Tüm dünya gazetelerin manşetleri Türkiye’deki yargı yoluyla Erdoğan’ın rakibini devirmek için yaptığı girişimi yazdı. Bunları okusanız başka söze gerek kalmaz.

Yargı darbesine karşı halk sessiz kalmadı. Kalmamalı. O’nun için üniversite öğrencileri bu haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı uzun yıllar sonra polis barikatlarını yararak sokaklara çıktı. İstanbul’a 4 günlük sık yönetim ilan edilmesine karşı on binler Saraçhane önünde toplandı.

Susmayacağız, korkmayacağız, yazacağız, sonuna kadar despotizme karşı koyacağız, gerçek demokrasinin ülkeye gelmesine kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.



Diğer Yazıları