Gemlik Körfez Gazetesi köşe yazarı · 30 yazı
küçük dilinden içtim soluğunu mevsim bahar ay nisan bakma dudaklarımın güz kokuşuna ölü çınar kokladım yolum kesişti dallarıyla eski bir köy…
çocuktuk bakkal camekanından şeker yalayan fukara öykülerimiz vardı sakladık siyah örtülere sarılıp ilk aşkı anne memesinde tattık bilmeden bilmeden…
rivayet odur ki şehrin benzi solunca saman sarısına dönünce rengi ya da yeri denizi dua sarar dualara sarılır eflatun gece gaybı arar garbında…
Irsî sancının akşamıyım Fikrimi gömüyorum satır başlarına Çöz yüreğimi kelepçelerden Faili meçhul hayallerdeyim Duvağını söküyorum Karanlık çökünce…
bir masal ikliminde başlar cücelerin dansı büyür arsız kavaklar misali dibinde çeltiklerin kolları çıplak hayalleri ısırır faili belli kurşunlar…
ve okusan içimdeki korkuyu boşlukta salınan bir kağıt parçası gibi yazısız ya da okunaksız silinmiş ya da tüm heceler öznesiz mahpus o şarkılara…
yaşamak, direnmek belki belki vazgeçmek şafağın uçkuruna asılıp öldürmek alın çatısından vurup mayıs'ı gün sayıp unutmak sonra ezberlerini silip…
iki göz oda dar koridor bacası gürgen dumanlı o sokağın son ihtiyarı ahşap tek katlı şizofren kara perdeler akşamın kirini örtünce başlar hüznü fasıl…
son kibrit çöpüydü sönük bir sigaranın peşinden koşan suya deniz de yandı sönerken Zühre akıl karıştı deli oyunlarında ve bebek gibi ağlayınca poyraz…
Hüznüm ve ben konuşuyoruz Şafağın sesleri duyulana kadar Aydınlık bizi bozuyor sevgili Geceyi demliyoruz Cigara ve anason kokusuyla, yalnızlık ve ben…
AY NİSAN
küçük dilinden içtim soluğunu mevsim bahar ay nisan bakma dudaklarımın güz kokuşuna ölü çınar kokladım yolum kesişti dallarıyla eski bir köy…
MASALLAR...
çocuktuk bakkal camekanından şeker yalayan fukara öykülerimiz vardı sakladık siyah örtülere sarılıp ilk aşkı anne memesinde tattık bilmeden bilmeden…
ŞEHRİN BENZİ SOLUNCA
rivayet odur ki şehrin benzi solunca saman sarısına dönünce rengi ya da yeri denizi dua sarar dualara sarılır eflatun gece gaybı arar garbında…
Faili meçhul
Irsî sancının akşamıyım Fikrimi gömüyorum satır başlarına Çöz yüreğimi kelepçelerden Faili meçhul hayallerdeyim Duvağını söküyorum Karanlık çökünce…
Masal İkliminde Başlar
bir masal ikliminde başlar cücelerin dansı büyür arsız kavaklar misali dibinde çeltiklerin kolları çıplak hayalleri ısırır faili belli kurşunlar…
Okusan içindeki korkuyu
ve okusan içimdeki korkuyu boşlukta salınan bir kağıt parçası gibi yazısız ya da okunaksız silinmiş ya da tüm heceler öznesiz mahpus o şarkılara…
Yaşamak...
yaşamak, direnmek belki belki vazgeçmek şafağın uçkuruna asılıp öldürmek alın çatısından vurup mayıs'ı gün sayıp unutmak sonra ezberlerini silip…
İki göz oda
iki göz oda dar koridor bacası gürgen dumanlı o sokağın son ihtiyarı ahşap tek katlı şizofren kara perdeler akşamın kirini örtünce başlar hüznü fasıl…
Süngü...
son kibrit çöpüydü sönük bir sigaranın peşinden koşan suya deniz de yandı sönerken Zühre akıl karıştı deli oyunlarında ve bebek gibi ağlayınca poyraz…
Çaldım
Hüznüm ve ben konuşuyoruz Şafağın sesleri duyulana kadar Aydınlık bizi bozuyor sevgili Geceyi demliyoruz Cigara ve anason kokusuyla, yalnızlık ve ben…